Buradasınız: EKONOMİ TURİZM Çöp aslında çöp değil enerji imiş

Çöp aslında çöp değil enerji imiş

e-Posta Yazdır PDF

İster evsel ister endüstriyel olsun atıklar ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor

İnsanoğlu ne yazık ki, bırakın yarınını, bugününü dahi göremiyor. Dünya üzerindeki petrol rezervlerinin daha ne kadar dayanacağını ya da nesli tükenmekte olan hayvan türlerini kimse merak etmiyor. İsin daha da kotu tarafı, insanimiz çevreye karsı pozitif bir etki yapmadığı gibi tam tersine doğayı yıkıcı, yok edici bilinçli veya bilinçsiz sürdürmekte ısrar ediyor. Dünya üzerindeki hammadde ve doğal kaynakların hızla yok oluyor. İnsanoğlunun bu vurdumduymazlığının sebebi ise eğitimsizliktir. İster evsel ister endüstriyel olsun atıklar her yerde sorun ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. 50 yıl öncesine kadar atıklarla baş etmenin en iyi yolu onları yakmak yada toprağa gömmekti. Dünyada farklı uygulamalara giderken ülkemizde bu konuda yeni yeni adımlar atıldığını görmekteyiz.

100 yıl önce Türkiye’de israftan korkulurdu

Ülkemizde her gün kişi başına bir kilogram atık çıkıyor. Toplam nüfusa bakıldığında ise günlük ortalama 65-70 bin ton evsel atık üretiliyor. 100 yıl öncesine ambalaj yoktu, israftan korkulurdu, yiyecekler hayvanlara verilir ya da toprağa geri dönerdi. Değişen yaşam koşullarıyla değişen ihtiyaçlar atık kavramı olmayan insanları, pek çok sorunla yüzleştirdi. Doğanın devinimi ve değişimi içinde atık ve çöpten söz etmezken ihtiyaçlar ve değişen yaşam koşulları bizi, tanımakta kimi zaman zorluk çektiğimiz ‘sürekli tüketen’ bireylere dönüştürdü. Bugün üretimleri büyük bedellere mal olan tüketim ürünleri, kullanıldıktan sonra bizden olabildiğince uzaklaştırılıyor.

Küçük adımlar ile büyük katkılar

Her gün ürettiğimiz binlerce ton atığın çevre ve insan sağlığına vereceği zararları önlemek amacıyla çöpler, yerleşim alanlarından uzaklaştırılıyor ve yakma, gömme, yeniden kullanım, geri kazanım gibi farklı yöntemlerle bertaraf ediliyor. Ancak tüm bu önlemlere karşılık çöp alanları koku ve estetik görünümlerinin dışında yeraltı sularının kirlenmesi gibi büyük tehlikelerle neden oluyor. Türkiye’de yılda üretilen 20 milyon ton evsel atığın yüzde 12-15’ini geri kazanılabilir atıklar (kağıt, karton, cam, metal, plastik) oluşturuyor. Geri kazanılabilir atıkların çöplerimizde kapladığı alan ise yüzde 35’i buluyor. Geri dönüşümdeyse, atıklar çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra yeni bir ürün haline getiriliyor. Geri dönüşüm, atıkların değerlendirilmesi dışında, bir yandan doğal kaynakların korunmasını sağlarken, diğer yandan da dönüşüm sürecinde işlem sayısının normal işleme göre az olması nedeniyle enerji tasarrufu da sağlıyor. Yıllık 3 milyon ton geri kazanılabilir atığın ekonomik değeri 150 trilyon lirayı buluyor. Türkiye’de halen cop arıtımı ve donuşumu konusunda, çoktan atılmış olması gereken adımlar atılmadı. Olay sadece bazı büyük sanayi kuruluşlarının ilgisi dahilinde kaldı. En büyük cop üretme potansiyeli olan ‘halk’tan bunlarda pek haberdar olmadı. Bunun yanı sıra altyapı tesislerinin olmayışı ve maddi imkansızlıklar nedeniyle sürekli gözardı edildi, daha doğrusu gözardı edilmek zorunda kalındı.

Çevre bilinci

Avrupa’da yaşayanlar ise, çöp ayırma ve dönüştürme işleminin ne kadar önemli farkında. Evde biriken günlük çöpleri her zaman cinslerine göre (kağıt, renkli cam, beyaz cam, alüminyum kutu, organik atıklar ve diğerleri) ayrıyor ve copu konteynırlara boşaltırken de ayni uygulamayı devam ettiriyor. Ayni durum Amerika ve Kanada’da da hemen hemen her yerde geçerlidir. Çevreye duyarlılık konusunda insanları zorlamanın hiç bir faydası olmaz, bunu yerine eğitime ağırlık verilmesi gerekir.

Batı’dan iyi örnekleri almak lazım

Enerji üretimi ve ucuz enerji, son yılların öne çıkan ciddi yatırım alanlarından biri. Avrupa’da birçok şirket ya da fabrika, katı atıktan enerji sağlayan tesisler kurarak, kendi enerjisini kendisi üretiyor. Bu tesislerin kurulum maliyetleri, ilk etapta pahalı olsa bile kendilerini 8 yılda amorti etmeleri nedeniyle uzun vadede çok daha kârlı bir yatırım olmaları nedeniyle tercih ediliyor. Aynı zamanda çevreyle de dost olan bu tesisler, çöplerin çevreye zarar vermeden yakılarak yok edilmesini de sağlıyor. Avrupa ülkelerinde 1960’lı yıllardan itibaren kullanılmaya başlayan bu tür tesisler, Türkiye’de ise yok denecek kadar az.

Maliyeti 40 milyon Euro

Katı atıkları yakarak çevreye zarar vermeden enerji üretmeyi sağlayan katı atıktan enerji üretim tesisi, yaklaşık 40 milyon Euro’ya mal oluyor. Doğa dostu olması ile dikkat çeken bu tesisler kendini sekiz yılda amorti ediyor. 70 dönümlük bir araziye kurulan tesis sayesinde binlerce dönüm çöplük alan kurutulabiliyor. Almanların katı atıklardan enerji üreten tesisleri 1965 yılından bu yana kullanıyor. Almanya’da bu tesisler ürettiği elektriğin yüzde 60’ını kendi kullanırken, yüzde 40’ını dışarı satabiliyor ve  bu yolla 35 bin aileye elektrik dağıtılıyor. Söz konusu tesislerde yakma işlemi yapılırken ortaya çıkan buharın evlerde kalorifer ısıtma sistemlerine ya da fabrikalara verilebiliyor. Almanya’da katı atıklara çöp gözüyle bakmıyor çünkü katı atıktan enerji üreten tesislere götürülüp, yakılarak elektrik enerjisine dönüştürülüyor.

Küçükler büyük işler başarıyor

Viyana bir bucuk milyona yakın nüfusuyla, İstanbul gibi bir metropol ile kıyasla son derece küçük bir şehirdir. Viyana’nın oldukça büyük bir kesimi, özellikle de yeni yapılan yapılar, evler, binalar tamamen yakılana çöplerden isi enerjisi sağlarlar. Türkiye’de henüz emekleme aşamasında olan ‘doğalgazla ısınma’ konusu Viyana’da sona ermek üzeredir. Bu sistem, şehrin merkezi sayılabilecek yöresine yakın bir yerde kurulmuş olan ‘Çöp Yakma Merkezi’nde yakılan çöplerin ısısının, şebeke ile tüm evlere, ofislere dağıtılması ile gerçekleşir. Bu uygulama sayesinde kışları Viyana’nın soğuk havası dışında ayrıca bir de hava kirliliğine kurtulmaya başardı.

Çözümler ülkesi

Denizin altındaki ülke Hollanda, evsel ve sanayi atıklarını enerji üretiminde değerlendiriyor. Burada üretilen elektriğin maliyeti 66.5 Avro sent. Bilindiği gibi Hollanda’nın büyük bir bölümü deniz seviyesinin altında yer alıyor. Ülkenin sular altında kalmasını setler ve kanallar önlüyor. Hollanda’nın en derin noktası denizin 7 metre altında en yüksek noktası ise 300 metre üstünde. Hal böyle olunca, az sayıdaki toprağı çöple doldurmamak yapılacak en akıllı iş olarak öne çıkıyor. 1960 yılında atık sorununun büyüyeceğini gören Hollanda, toprağı kullanan düzenli depolamadan alınan vergileri yükselterek bu seçeneği cazip hale getiren nedenleri ortadan kaldırmaya başladı. Tüm atıklar kontrol altına alındı ve atık bertaarafının ücretsiz ve kontrolsüz yapılma olasılığı en aza indirildi. Bunun doğal sonucu olarak 1960 yılında yüzde 5 olan geri dönüşüm oranı 2005’te yüzde 75’e ve günümüzde de yüzde 80’e kadar yükseldi. Hollandalılara göre atıklarla baş etmenin en iyi yolu atığın çıkmasını engellemek, çıkan atığı yeniden kullanmak, o da olmazsa geri dönüştürmek. Bugün Hollanda’da üretilen atıkların yüzde 80’i geri kazanılıyor, yüzde 15’i yakılıyor ve sadece yüzde 5’i düzenli depolamaya gönderiliyor. Geri dönüştürülemeyen ve yeniden kullanılmayan atıklar için düzenli depolamadan önce sunulan yakma seçeneği de enerji üretimi açısından ciddi bir alternatif olarak geliştiriliyor. Hollanda’nın atık politikaları gereği, çöpe attığınız her şey için bir bedel ödemeniz gerekiyor ve elektrik üretiminden sağlanan gelir bu yatırımın geri dönüşünü kolaylaştırıyor.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile