Yediklerimize dikkat Avrupa Birliği’yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor. Gıdadan sektöründe kayıt dışı merdiven altı çok sayıda üretim yapan firmalar var. Her şeyin bir standardı var, ancak uyanı yok.
Uzmanlar, çıkarılan yasaların sadece kayıt altındaki firmaları denetlemeyi öngördüğünü belirterek, yüzde 50’si merdiven altından oluşan işletmelerin bir türlü önüne geçilememesinden şikayetçi. Toplumda ucuz gıdalara dönük bir talep olduğunu ‘bana ucuza ver de isterse kalitesiz olsun’ mantığıyla merdiven altı üretimin desteklendiği kanısında. AB standartları uygulanması halinde işletmelerin yarısına yakınının kapatılacağı bildiriliyor.
Denetleyici personel sayısı yetersiz
Tarım ve Köy işleri Bakanlığının verilerine göre 2005’te 70 bin üretim, 168 bin satış ve 80 bin toplu tüketim yeri denetlendi. Denetlemeler sonucunda 40 bin işletmeye para cezaları verilirken, 379 işletme ise savcılığa sevk edildi. İstanbul Tarım İl Müdürlüğü verilerine göre son bir yılda Megakentte denetlenen işyeri sayısı 40 bine ulaştı. Bin firmaya para cezası verilirken, 500 firmanın ise faaliyetleri durduruldu. 2004’te çıkarılan 5179 sayılı Gıda Kanunu ile Sağlık Bakanlığı, belediyeler ve Tarım Bakanlığı’nın sorumluluğunda olan gıda denetimleri Tarım Bakanlığı bünyesinde toplandı. Tarım Bakanlığı ise yeterli personeli bulunmadığı için bölgelere göre Büyükşehir ve ilçe belediyelerinden destek alıyor. Bazı üreticiler daha fazla kâr elde etmek için binbir türlü gıda hilesine başvuruyor. ‘Kırmızıbibere kiremit tozu, zeytine tekstil boyası, bayat tavuk ise çamaşır suyuyla beyazlatılarak piyasaya sürülüyor. Türkiye`de sahte gıda piyasasında ürün yelpazesinin bir hayli geniş...’. Türkiye’de 27 bin gıda sanayii işletmesinin 10 bini denetlenemiyor. Çünkü bunlardan sadece 17 bini Tarım ve Köyişleri Bakanlığı‘nın gıda siciline kayıtlı tablo çok kaygı verici. Geçen yıl il müdürlükleri tarafından yürütülen rutin denetimler kapsamında, gıda üretim yeri, satış yeri ve toplum tüketim yerlerinde toplam 334 bin 670 denetim yapılırken denetimler sonucunda 6049 firma veya kişiye idari para ceza uygulandı, 586 kişi veya firma hakkında da savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu.
Cezaların caydırıcı olmadığına işaret eden uzmanlar, sağlıksız üretim yaptığı tespit edilen firma ve sahiplerinin AB’de olduğu gibi ömür boyu ticarî faaliyetten men edilmesini istiyor. Mevcut yasaların merdiven altı şirketleri ortadan kaldırmaya yetmediğine dikkat çekiyor. “Avrupa’da öyle ağır yaptırımlar var ki sağlıksız üretim yapmaya kimse cesaret edemez. Yapan ömür boyu o işkolunda çalışamaz. Vergi kaçırmak gibi yüz kızartıcı suçtur.”
Ucuz gıdaların pek çoğunda zararlı maddeler bulunuyor
Kasaptan aldığımız hazır kıymanın içinde tavuk kemiği olabileceğini, yoğurdun içine daha yoğun görünmesi ve miktarının artması için nişasta katılabildiğini farkında misiniz? Maalesef, bazı merdiven altı üretim yapan bazı gıda firmalar böyle hilelere başvuruyor. Fiyatı daha uygun diye tercih edilen, açıkta satılan birçok gıdanın içinde, aslında olmaması gereken, çoğu insan sağlığına büyük ölçüde zararlı maddeler bulunuyor. Özellikle her kesimden insanın mecburen tükettiği et, süt, peynir, ekmek gibi temel gıdalarda yapılan hilelerle ürünün maliyeti düşürülüyor. Hileli gıdalar, pazarda, markette, restoran ve büfelerde olması gerekenden daha ucuza satılıyor. En çok hile yapılan gıdalardan biri olan kıymayı eğer et parçasından çektirirseniz fiyatı 10 milyonu aşıyor. Paketlenmiş hazır kıymalardan alırsanız fiyatı 3-5 TL’ye düşüyor. Türkiye`de tarım ve tarıma dayalı gıda sanayi son yıllarda hızla büyüyen sektörlerden biri. Gıda Dernekleri Federasyonu‘nun tahminlerine göre 30 milyar dolarlık bir pazarı ifade ediyor. Ancak bu pazarın yüzde 50’sine yakınını merdiven altı üretim karşılıyor. Yapılan tahminlere göre sadece devletin gıda sektöründeki merdiven altı üretimden kaynaklanan vergi kaybı 3 milyar dolar civarında. Sektördeki işletme sayısına bakıldığında ise yine çarpıcı rakamlar bulunuyor. Türkiye`de 28 bin gıda işletmesi ve 285 bin dağıtım noktası bulunuyor. Oysa ki bütün Avrupa’daki gıda işletmesi sayısının 25 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan Türkiye’deki gıda işletmelerinin yüzde 95’i KOBİ niteliğinde. Hal böyle olunca sektördeki kayıp, kaçak ve sahteciliği de önlemek zor oluyor. Ülke genelinde binlerce kayıt dışı işletme ‘merdiven altı’ yöntemle gıda üretimi yapıyor. Avrupa Birliği’yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor. Nerede ve nasıl üretildiği belli olmayan gıda maddeleri insanların sağlığını tehdit ediyor. Merdiven altı firmalar, sattıkları eti kimyasal ilaçlarla şişiriyor. Sosis, salam ve sucuğa ezilmiş tavuk kemiği, kaşar peynirine de soya ve margarin katıyor.Verginin tabana yayılması ve vergi gelirlerinin artırılması ile ilgili olarak üzerinde durduğu diğer önemli bir konu kayıt dışı ekonomidir. Vergi oranları yükseldiği zaman bazı girişimciler ekonomik faaliyetlerini beyan etmeden yapmaya başlar ve böylece vergi ödemezler. Kayıt dışı ekonominin nispi büyüklüğü vergi oranları ile doğru yönlü bir ilişki içindedir. Vergi yükü ne kadar artarsa kayıt dışına kayan ekonomik faaliyet miktarı da o kadar artar. Kayıt dışı ekonominin büyümesi sadece devletin vergi gelirlerini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda kalite kontrolü, tüketicilerin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi gibi konularda da devletin etkinliğini azaltır. Bu nedenle vergi oranları, kayıt dışına kaçmayı çekici kılacak boyutlara ulaşmamalıdır.
Gıda sektöründeki firmalar yüzde 70’e yakın kayıtdışı
İstanbul Ticaret Odası Gıda Komitesi tarafından gıda üretiminde yaşanan sıkıntılarla ilgili bir rapor hazırladı. ‘Tüketici sağlığı ve gıda güvenliğine karşı gıda terörü: Kayıt dışı ve Merdivenaltı Üretim’ adı verilen raporda insan sağlığının nasıl hiçe sayıldığı tek tek ortaya konuluyor. Raporda Türkiye’de Tarım Bakanlığı’nın izni ve denetimi çerçevesinde 17 bin gıda sanayi işletmesi bulunduğu belirtiliyor. Ancak buna karşın 10 bini aşkın işletmenin de kayıt dışı ve merdiven altı yöntemle üretim yaptığı ifade ediliyor. Hatta bazı firmaların Tarım Bakanlığı’ndan izin almış gibi sahte belge düzenlediği öne sürülüyor. Son dönemde tavuk-hindi eti karışımlı sucuk, salam ve sosis gibi et ürünlerine ilgi artıyor. Bu ürünler, tümüyle dana etinden üretilenlere göre yüzde 50-60 daha ucuza satılıyor. Karışım ürünlerin üzerinde genellikle ‘Yüzde 80 dana, yüzde 20 tavuk etinden imal edilmiştir’ ibaresi yer alıyor. Merdivenaltı üretim yapan firmaların ise etikette yazılanların aksine tavuk-hindi eti oranını çok daha yüksek tuttuğu öne sürülüyor. Tüketicinin bu yolla kandırıldığını iddia eden bazı sektör temsilcileri, karışımlı sucuğun yasaklanmasını, bunun yerine ya tümüyle dana ya da tümüyle beyaz etli üretime izin verilmesini istiyor. Bazı şirketler ise düşük gelirli kesimlerin de sucuk-salam yiyebilmesi için karışımlı ürünlere ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.Üst gelir grubundaki tüketiciye nitelikli alt gelir grubundaki tüketiciye niteliksiz ürün vereceksiniz? Eğer bu durum ülkemizde varsa -ki sayısız örneği var - bu ülkede gıda tümüyle şaibelidir.
Gıda Güvenliği Hareketi Derneği’nin Başkanı Kemal Özer ‘Türkiye Gıda Güvenliği Konusunda Şaibeli Bir Ülkedir’ diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: ‘Ülkemiz gelişmekte olan bir ülke ve bu ülkenin en önemli meselelerinden birisi, hatta en önemlisi gıdadır. Gelişmiş ülkeler ve AB ülkelerine baktığımızda ülkemizin bu konuda çok geride kaldığını görüyoruz. Birçok alanda olduğu gibi gıda endüstrisi de batının geliştirdiği ve dayattığı bir teknoloji. Bu endüstrinin kâşifleri teknoloji transferi ile yetinmeyip kendi kültürlerini de transfer ederler ve etmekteler. Siz şayet batının sunduğu yanlışları doğru gibi kabul edip transfer etmeye kalkar ve tüm üretim süreçlerini buna göre düzenlerseniz, ürünleriniz birçok açıdan şaibeli hale gelir. Örneğin; ülkemizde bir firmanın aynı kategoride iki ürününü görebiliyoruz. Bunların birisi alt gelirliler için yapılıyor, diğeri üst gelirliler için. Oysaki bu kabul edilebilir mi? Yani gelip üst gelir grubundaki tüketiciye nitelikli alt gelir grubundaki tüketiciye niteliksiz ürün vereceksiniz? Eğer bu durum ülkemizde varsa -ki sayısız örneği var - bu ülkede gıda tümüyle şaibelidir.’










Genç yıldız evlilik planları yaptığı Sinem Kobal'ın İngiltere'de
yaşamak istemesi, Liverpool un da diretmesiyle ayrılık kararı aldı.
Çocuklarının, internette güvenle gezmesini isteyen anne babalar; Google size kulak verdi
Google, güvenli arama özellikleri arttırıyor
Acıbadem Bursa Hastanesi Sanat Galerisi, Engin Güneysu'nun '200 Evler'
isimli fotoğraf sergisini ağırlıyor. Samsun'daki Romanların hayatlarını
konu alan seren sergi, Karadeniz bölgesindeki en geniş kapsamlı
sosyo-belgesel fotoğraf projesi olma özelliğini taşıyor. 