Buradasınız: HABERLER GÜNDEM İlaç şirketlerinin yarattıkları hastalık psikolojisi cirolarını artırıyor

İlaç şirketlerinin yarattıkları hastalık psikolojisi cirolarını artırıyor

Bazı global şirketler, 'Türkiye’de ilaçlar reçetesiz olarak marketlerde ya da internetten satılsın' diyor

Sağlıklı insanlarda gereksiz yere kullanılan bu ilaçların yarattıkları önemli ekonomik kayıplar yanında, çok ciddi yan etkilere sahip olabilecekleri unutulmamalı. Birçok ilacın yan etkilerinin önemsenmemesini ve gizlenmesini bir tarafa bırakalım; yeni çıkan birçok ilacın çok ciddi yan etkileri olduğu, ölümlere yol açabildikleri çok sayıda insan tarafından kullanıldıkça anlaşılıyor.

Hastalık uydurma, uydurulan hastalığın reklamını yaparak herkese hasta olduğunu düşündürtme, uydurulan hastalıklar sayesinde, 'ilacı' hasta olmayanlara da satma... Kapitalizm sağlığımız üzerinde oynuyor, sağlığımıza dört bir yandan saldırıyor. İlaçların reklamlarının yapılabildiği ABD'de, 500 milyar dolarlık cirosu olan ilaç sektörü, daha fazla kazanmak için herkesi hastalık psikolojisine itiliyor. Dünyayı ilaç bataklığına çevirmek isteyen profesyonel hastalık satıcıları insanları zayıf noktalarından vurmaya çalışıyor, korkuyu pazarlıyor. Günlük hayatın sıradan iniş çıkışlarını mı yaşıyorsunuz?
Büyük ilaç tröstlerinin sağlıklı insanlara ilaç satmak üzere geliştirdikleri pazarlama taktiklerini, doktorlara yönelik manipülasyonları, tıp kongrelerinin, sağlık otoritesi kabul edilen kurumların ilaç üreticileriyle çıkar ilişkilerini, kolesterol, yüksek tansiyon gibi bazı risk faktörlerinin başlı başına birer hastalık olarak markalaştırıldığını, bunun dışında yepyeni hastalıklar “icat” edildiğini, vücudun doğal süreçlerinin medya yardımıyla derhal ilaç kullanılması gereken durumlar olarak kodlanıp korku tellallığı yapıldığını, ilaçların yan etkilerinin gizlendiğini, ilaçlara bağlı ölümler nedeniyle devam eden davaları…

Kolesterol bizim olmazsa olmazımız, bizim kendi yakıtımızdır. Ama bu düşük olunca da, yüksek seviyeye çıkınca da bazı riskleri içerir. Kolesterol düzeyi biraz yükselmiş olan insan, aynı zamanda sigara içiyorsa, hareketsizse, günlük jimnastiğini yapmıyorsa, aynı zamanda bu kişi beslenmeyi bilmiyorsa riskler artar. Bütün bunları aynı zamanda yapabilmek gerekiyor.

İkisi bir arada pazarlanıyor

Hastalık nedir, ilaç nedir? Onun tarifini yapmazsak konu tam olarak algılanmaz. Hastalık hali insanın doğal yaşantısında olmayan, patolojik diye nitelendirdiğimiz, günlük hareketleri, sosyal ilişkileri, fiziksel ve mental durumunu olumsuz yönde değiştirici bir haldir. Normalde bunları değiştirmeyen bir duruma hastalık adını veremezsin. Modern tıpta hastalık halinin tespiti çoğunlukla kimyasal testlerle yapıldığı için bazı rakamsal sınırlamaları, bu testleri yapan cihazları geliştiren, bu testlerde kullanılan malzemeleri üretenler koyuyor.
Benim kolesterol ve hormon seviyemin normal mi anormal mi olduğunu tıbbi cihaz ve ilaç üreticisi belirliyorsa, satışlarını artırmak için hastalık tellallığı yapması da çok kolay o zaman. Kolesterol bizim olmazsa olmazımız, bizim kendi yakıtımızdır. Ama bu düşük olunca da, yüksek seviyeye çıkınca da bazı riskleri içerir. Kolesterol düzeyi biraz yükselmiş olan insan, aynı zamanda sigara içiyorsa, hareketsizse, günlük jimnastiğini yapmıyorsa, aynı zamanda bu kişi beslenmeyi bilmiyorsa riskler artar. Bütün bunları aynı zamanda yapabilmek gerekiyor. Bu arada kolesterol seviyesinin normalden düşük olmasının zararı hakkında bir şey duydunuz mu? Asıl sorun bu işte. Bazı ülkelerde çok rahatlıkla ilaç reklamı yapılabiliyor. Bazı çok uluslu şirketler, ‘Türkiye’de ilaçlar reçetesiz olarak marketlerde ya da internetten satılsın’ diyor.
Amerikan Kalp Birliği'ne göre, 105 milyondan fazla Amerikalının kolesterol düzeyi 200 mg/dl ya da daha yüksek seviyede. Bu, ilaç endüstrisi için potansiyel müşteri anlamına geliyor. Ancak yüksek kolesterolün ömrü uzattığı biliniyor. Yüksek kolesterolü olan erkeklerin bağışıklık sistemi daha güçlü. Ayrıca kolesterol karaciğerde safra asitlerinin üretimine yardımcı oluyor. Bu asitler vücudun artık ürünlerden temizlenmesi için gerekli. Kolesterol tuzaklarına ne demeli? Kolesterolün bizim için olmazsa olmaz bir madde olduğunu unutturup, yabancı düşman bir maddeymiş gibi gösteriyorlar. Kolesteroldeki hafif yükselmenin bile kalp krizi riskini oluşturan en önemli etken olduğunu pazarlayarak insanların üçte birine avuç dolusu ilaç içiriyorlar. Tabii bunu yaparken sigara, beslenme ve yaşam düzeni gibi en önemli etkenleri kulak arkası yapıyorlar.Bu acımasız endüstriye göre menopoz da bir hastalık, tabii ki sürekli ilaç kullanılmasını gerektiriyor!

Yaşlılar için kemik erimesi bir hastalık değildir

Yaşlıların kemik erimesi tehlikesine karşı ilaç alması fikri beynimize bir kez yerleşirse pazarın ne kadar büyüyebileceğini düşünebiliyor musunuz? Kemik erimesi aslında yaşlıyı hafifleştirerek hayatını mı kolaylaştırıyor yani? Yaşlı bir insan ağır olursa zaten doğal olarak hareket kabiliyeti zorlanır. Kalsiyumun azlığı nasıl bir hastalıksa, fazlalığı da aynı şekilde bir hastalık. Doğal bir döngüdür kemik erimesi, bir hastalık değildir. Kemiğin kırılacak noktaya kadar gelmesi kötü beslenme ile de ilgili. Günlük hayatımızda yediğimiz peynir, yoğurt, süte ne oldu? Maalesef insan sağlığına uygun olmayan bilinçsiz reklamlar, tanıtımlar, yönlendirmeler yapılıyor ve insanlar bunun farkına varmıyor. Ayrıca ülkemizde yasal boşluklar da var. Hasta olup olmadığını bilmeden, sadece benim yaşım geldi, menopoza girdim, kemik erimem başlamıştır, ben bu ilaca mahkumum şeklinde bir düşünce oluşuyorsa kişi büyük yanılgı içindedir.

FDA (ABD Gıda ve İlaç Kurulu) ta rafından onaylanan ilaçlar her yıl yaklaşık 160 bin kişiyi öldürüyor.


Yaklaşık iki milyon insan, ilaçların yol açtığı hastalıklara yakalanıyor. Obezite, kanser, böbrek bir tehlike, kişinin farkında olmadan bir ağrı kesici bağımlısı olmasıdır. ‘Amaç insan sağlığını düzeltmek olsaydı, şu anda kolesterol düşürmek için, son derece pahalı ilaçlara yatırılan paranın sadece birkaç milyar dolarının, sigara içimini azaltmak, bedensel aktiviteyi artırmak ve beslenmeyi geliştirmek için yapılacak kampanyalara ayrılması gerekmez’ miydi? Ancak yapmıyorlar. Gündelik risklerinizin, ölümcül hastalık olarak adlandırılıp adlandırılmayacağına karar veren üst düzey uzmanlardan büyük bir çoğunluğu da size ilaç satmaya uğraşan şirketlerin bordrolarından besleniyor. ‘Temel satış stratejisi, insanların genel rahatsızlıkları algılama şeklini değiştirmek’ diyorlar

Hileler ile satışlar tavan yaptı

FDA’nın birçok çalışanının maaşını ilaç şirketleri ödüyor. İşte bu nedenle birçok kolesterol ilacı, ‘çok özel’ olarak lanse edildi. İlaç şirketleri de bunun bilincinde olarak kolesterol haplarının daha güçlü pazarlanması için FDA ile yakınlık kurdu. 1990’larda ABD`de kullanıcı ödemeli yeni bir sistem uygulamaya kondu. Bu, FDA’nın ilaç inceleme işinde masrafların yarıdan fazlasını doğrudan ilaç sanayinin karşılaması anlamına geliyordu. Bir ilacın piyasadan çekilmesi talebini kendi maaşlarının ve iş arkadaşlarının maaşlarının bir kısmının yok olması anlamını taşıyordu. Böylece ilaç şirketleri kolesterolün çok tehlikeli olduğu mesajını yaydığını ve sonra da FDA’nın ilaçları onaylamasını sağladığını söylüyor. İstatistik hileleri de kolesterol ilaçların satışını artırması için kullanıldı. Kolesterol, yüksek tansiyon gibi hastalıklarla ilgili istatistikler hileleri hazırlandı. Örneğin; kolesterol ilacı reklamında, bir ilacın kalp krizi riskini yüzde 33 azalttığı söylenir. Ancak bu ilacı, 5 yıl boyunca her gün içtiğiniz takdirde kalp krizi geçirme riskinizin yüzde 3`ten ancak yüzde 2`ye düşeceği asla söylenmez. Maalesef, birçok doktor da kolesterol yüksekliğinin mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söylüyor. Oysa, yüksek kolesterol tek başına bir hastalık olarak lanse edilemez. Kolesterolü büyük bir tehlike olarak gündemde tutan ilaç şirketler, 100 milyar dolar ekstra gelir elde ediyorlar. Yapılan araştırmalarda kalp hastalıklarına yakalanan kişilerin yüzde 50`sinde kolesterol olurken, diğer yüzde 50`sinde bu sorun yok. Gelecekte kalp hastalığı veya inme ihtimallerini artırabilecek birçok risk faktöründen sadece biri. Gerçek bu ama maalesef doktorların çoğu, bu ilaçların sağlıklı kadın ve erkeklerde kalp hastalıkları ve inmelere bağlı ölümlerin önlenmesine anlamlı şekilde katkıda bulunduğuna dair bir kanıt olmadığının farkında bile değil veya ilaç şirketlerinin daha da güçlenmesi için hastalarına yalan söylüyor.

İlaçların yarattıkları önemli ekonomik kayıplar yanında, çok ciddi yan etkilere sahip olabilecekleri unutulmamalı

Kolesterolün sanıldığı kadar zararlı olmadığı ortaya çıktı

Dünya ilaç sektörünün en büyük gelir kaynaklarından biri olan kolesterol hapı, ülkemizde de büyük satış rakamlarına ulaşıyor. Birçok ülkede hazırlanan programlar nedeniyle kolesterol konusunda da insanlar büyük bir korkuya itiliyor. Araştırmalara göre Türkiye`de her 3 kişiden 1`inin yüksek kolesterol hastası olduğu belirtiliyor. 2008`de Türkiye`de 12 milyon 700 bin kutu kolesterol ilacı satıldı. İddialara göre, Türkiye`de yaşayan 15 yaş üzerinde her 100 kişiden 79`u kolesterol seviyesini bilmiyor. Bu kişilerin bir an önce test yaptırmaları öneriliyor. Nedeni son derece basit. Çok daha fazla kolesterol ilacı satmak. Vücutta yaygın olarak bulunan ve yaşam için mutlak gerekli olan bu yağı bu kadar kötülemek ne derece doğru? Son günlerde kolesterolün özelliklede LDL-kolesterolün sanıldığı kadar zararlı olmadığı, çocukların büyümesi için gerekli olan kolesterolün yaşlanmayla beraber hücre zarındaki hasarların onarılması açısından kolesterolünde artmasının gayet doğal olduğu çıktı.
Sağlıklı insanlarda gereksiz yere kullanılan bu ilaçların yarattıkları önemli ekonomik kayıplar yanında, çok ciddi yan etkilere sahip olabilecekleri unutulmamalı. Birçok ilacın yan etkilerinin önemsenmemesini ve gizlenmesini bir tarafa bırakalım; yeni çıkan birçok ilacın çok ciddi yan etkileri olduğu, ölümlere yol açabildikleri çok sayıda insan tarafından kullanıldıkça anlaşılıyor. Beynin gelişimi ve işlevleri için çok önemli bir madde olan kolesterolün kan düzeylerinin azalmasının yol açtığı sinirlilik, saldırganlık, hafıza kaybı, unutkanlık, iktidarsızlık, intihara teşebbüs, polinöropati vs. gibi çeşitli nörolojik ve zihinsel belirtiler prospektüslerde yazılı değil. Kas şikayetlerinin bu ilaçları alanların yüzde 1`inden daha azında görüldüğü bildiriliyor, ancak bunun doğruluğu çok şüpheli.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile